yemek icmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek icmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Beslenme serüvenimde az yol katetmedim. 4-5 sene öncesini düşündügümde ve şimdiki yeme-içme alışkanlıklarıma baktığımda değişimi çok net görebiliyorum.

Önce çok sevdiğim yiyeceklerden vazgeçmeden onları hangi sıklıkta ve nasıl bir dengeyle tüketeceğimin sırrını buldum. Sonra çok sevdiğimi sandığım bazı yiyecekler olmadan da yaşanabildiğini keşfettim.
Almanya'ya yerleştikten sonraki kendimce en büyük başarım vejetaryen olmak oldu. Artık 'hiçbir' hayvanın etini yemiyorum.
Sonraki süreçte şişkinlik, kasılma ve sancı gibi rahatsızlıklarımın laktoz intoleransına bağlı olduğu anlaşıldı ve bu sebeple sütü ve sütten yapılan her şeyi de çıkardım hayatımdan. Neyse ki buralarda yerlerine koyabileceğim alternatifler çok...

Yazı buraya kadar 'kendini avutma' derdinde birinin iç döküşleri... Şimdi önümüze bakalım:

Başta kendi kendime dedim ki, 'kızım Demet, sen şimdi bunca şeyi çıkardın hayatından, geriye
meyve, sebze, tahıl, ekmek vs. kaldı. Birkaç ay içinde sülün gibi olursun'. Ama tabi öyle de olmadı :)
İnsan haliyle düsünüyor öncesinde yediklerimle sonrasında yediklerim arasında fark varsa bu görüntüme yansır diyor, ama yanılıyor.
Çünkü bu sefer de belki önceden az yediği şeyleri birden çok yemeye başlıyor.

Ben mesela...
:))

Benim yemek yemeyle aramda hala halledemediğim bir hesaplaşma var.

İşte beceremediklerim:

* saat 21'den itibaren alınan karbonhidrat (ekmek, tahil, makarna türevleri) uyku esnasında midede yağa dönüşüyor. Aslında mümkünse hiçbir şey yememek gerekiyor bu saatlerde.
Ama bazen tam da 21 civarlarında canım içine azıcık reçel katılmış müsli yemek istiyor ve yiyorum ya da bazen mısır patlatıyoruz.

*Ketçap ve beyaz ekmeği gizli şeker deposu olduklarını bile bile bazen yemekten keyif alıyorum.

En büyük problemim şu ki, yediklerimi çiğnemiyorum, hızlı hızlı bir kaç kaz ağzımda çevirip hoop yutuyorum. Hâlbuki biliyorum, iyi çiğnemekle başlıyor kalori yakma süreci...
Sindirim midede değil, ağızda başlıyor.
Yediklerime konsantre olup, yavaş yavaş ve çiğneyerek ve tadini alarak yemeyi kendime öğrettiğimde problem büyük ölçüde hallolmuş olacak.

Ve

Peynir yemediğim için zeytine fazla yüklenmezsem, oldu bu iş diyeceğim.

Bunları yazdım ki, gözümün önünde dursunlar böyle biraz... Yazmadan anlamıyorum ben :)

11 Temmuz 2008 Cuma


Isvecliler buna Gröt diyorlar. Yulafla yapiliyor.

2 yemek kasigi yulaf 1 dl su ile tencereye aliniyor ve karistirilarak kaynatiliyor, isminin anlami gibi bir bulamac halini alana dek... Istenirse keten tohumu da eklenebilir.
Bittikten sonra bir tabaga ya da kaseye aliniyor. Tatlandirmak icin yapilabilecekler de var. Biraz süt, resimdeki gibi recel ya da bal, dövülmüs cerez... Ya da hepsi birden, ama hepsini birden pek tavsiye etmem kalorisi milyonu bulabilir :))

Hos böyle kaloriye can kurban... Özellikle sabah kahvaltilari icin öneririm. Ya da aksam saatlerinde olmamak kaydiyla sabah ya da gün icinde yapilmis spordan sonra...

Yulafin yararlari icin lezzet.com.tr'nin su sayfasina bakabilirsiniz.

23 Haziran 2008 Pazartesi


Radikal Cumartesi'lerde yazan Ayca Sen'im canim benim bundan sonra hafta ici 2 gün yazacakmis Radikal Gazetesi'nde. Ilk yazi yarin diye haber vermek bir de cook begendigim bir yazisini paylasmak istedim.

***

Hafta sonu ikinci cilek receli denemem basariyla sonuclandi. Yani bir öncekine göre basariyla :))

Tarifte yazan 30-45 dk kaynatma süresini, recel hep gözüme fazla sivi gözüktügü icin biraz uzattim. Yani bir saati gecti sanirim ve kavanoza alip da soguduktan sonra marmelattan hallice oldukca katilasmis oldugunu gördüm. Halbuki önerildigi sekilde porselen bir tabaga bir damla koyup ve de tabagi egip akip akmadigina bile bakmistim. Öneriye göre porselen tabaga damlatilan recel egdiginiz zaman akmiyorsa recel olmus demek idi.
Ben 1 saatin sonunda hala akmadigini farkedince caresiz indiriverdim ocaktan. Iyiki de ona uymamisim yoksa ucuna cubuk taksam seker olacakmis :))

Eh bir dahaki sefere daha iyi olacak tabi :)

31 Mart 2008 Pazartesi

YUMURTADAN ÖNCE UNA DA BULANMASI GEREKIYORDUUUUU!!!!

hani su sap kereviz... :(
Cok utaniyorum! Tamam yemek tarifi koymadan önce 3 kez okuyacagim bundan sonra.

Dün aksam bu tarifi deneyeyim derken, unun nasil un olduguna dair bir kontrol yapayim bunu da kendi blogumdan yapayim derken, bir baktim. Un yok! Tarifimde un yok! oooffffff!

Pazartesiiiiye aptal hissederek basladiimmm :))

28 Mart 2008 Cuma


Bugün marketten aldigim sap kereviz/celery ile ne yapabilirim diye bakinirken food network'de güzel bir tarif gördüm. Yag oranim almis basini gidiyor ama aklim fikrim hala kizartmalarda :)

Tarife göre, 2 inch/5 cm uzunlugunda verevine (hafif yamuklamasina :)) dogradigimiz kerevizleri önce tuzlu suda 7 dakika kadar hasliyoruz. (bu sürenin sebzeyi ne hale getirecegine dair bir fikrim henuz yok, deneyip görecegim. Ben sebzeleri yumusamis degil de diri yemeyi tercih ettigim icin belki de daha az suda tutmak gerekebilecek.
Hasladiktan sonra cirpilmis yumurtaya batirip, cok kizgin yagda nar gibi oluncaya dek kizartiyoruz. Ve sonra kagit havlu serdigimiz bir tabaga cikariyoruz.
Veganlar icin yumurta adimini saymiyoruz...
Bunun yaninda ne iyi gider sizce? Fikri olan var mi? :)

17 Mart 2008 Pazartesi

ufff ayni yemege ait, ustelik de benim yaptigim gibi kitaptan cekilme degil, sahici fotograf, buraya koymadan duramadim...

üstelik bu güzel fotografi aranirken photobucket sitesinde tesadüfen bu yemegin yapilirken fotograflanmisini buldum. Bakabilirsiniz.
Görev askiyla yanip tutusmak diye buna denir, hala uyumadim düsünün...


Sürpriizzz!! mi acaba? :)

Vejetaryen yemek kitabimdan ilk tarif geliyor, ille de vejetaryen olmak gerekmez cok saglikli hem...

Tarif asagida en sagda gördügünüz kitaptan alinmistir. Parragon Books (yayinevsi oluyor)


Risotto Primavera

6-8 kisi icin


Cevirenin notu (valla kocamdan yardim almadim): 3-4 kisi icin yari yariya malzeme kullanin ya da kafaniza gore. Benden tavsiye, hic bir yemek tarifini kural gibi gormeyin, malzemelerinin azligini coklugunu, pisirme sekillerini, yag miktarini vs. her zaman icinizden geldigi gibi ya da kendi damak tadiniza uyarlayarak ayarlayin.Mesela bu yemekte, kuskonmaz super olur tabi ama olmasa da olur. Ya da bu sebzeler makarna sosu olarak ayarlanabilir.


Malzemeler:

250 gr. ince yesil kuskonmaz



4 yemek kasigi zeytinyagi

175 gr. yesil taze fasulye (2,5 cm'lik seritler halinde verevine dogranmis yamuk yamuk yani :p)

175 gr. kabak(aynen fasulye gibi dogranmis)

250 gr bezelye

1 kuru sogan

4 adet taze sogan (tipki kabak ve taze fasulye gibi 2,5 cm'lik seritler halinde dogranmis)

1-2 dis sarimsak

350 gr pirinc (risotto icin uygunundan)



1,5 lt. sicak su

Biraz tereyagi

Yeterinde tuz ve karabiber

Üzeri icin Parmesan

taze kiyilmis feslegen


Aslinda bu yemegin hazirligi, 2,5 cm uzunlugunda seritler halinde dogranmis kuskonmazlar, fasulyeler, bezelye ve kabaklarin ayni anda, 2 yemek kasigi kizdirilmis yagda teflon tavada sotelenmesi ile basliyor.

Ama ben olsa yemege soyle baslardim.
Büyükce bir tencerede su kaynatirdim, icine de biraz tuz atardim. Sonra bu sebzelerin hepsini
(dogranmis halleriyle) kaynamis suya atip fazla degil 3 dk sonra cikarirdim. Ve cikarir cikarmaz
soguk suyun altina tutardim. Sulari iyice suzuldukten sonra da yukarida ilk adim olarak belirtilmis olan soteleme asamasina gecerdim.

Bu arada taze soganlar haslama degil soteleme asamasinda aralarina eklenecek.

Boyle daha lezzetli olacagina inaniyorum.

Efenim sebzelerimiz dise gelir kivamda yumusayana kadar 3-4 dk soteledikten sonra bir kenara
ayiriyoruz ve pirinc isine giriyoruz.

Kalan 2 yemek kasigi yagi buyukce bir tavada kizdirip isteginize göre yemeklik ya da daha buyukce dogranmis kuru sogani tavaya aliyoruz. Ates ne cok harli ne de zayif olmali. orta ayar...

3-4 dakika kadar cevirdikten sonra sarmisak dislerini ekliyoruz, ve yaklasik 1 dk. daha ceviriyoruz.

Sonra atesi kisiyoruz ve pirincleri ekliyoruz ve sürekli karistiriyoruz ta ki pirincler saydamlasana kadar. Sonra 1,5 lt. sicak suyumuzu cok yavasca ve azar azar, sürekli karistirmaya devam ederek pirinclere eklemeye basliyoruz, pirincler suyu ceker gibi olana kadar eklemeye devam ediyoruz.

Bu noktada atesi biraz harliyoruz (abartmadan) ve pirincler ile eklenen su kremamsi, lapamsi bir kivama gelene dek pisiriyoruz.


Hani pirinclerin suyunu siksaniz 2 yemek kasigi kadar su cikacakmis gibi düsünün tencerenin icindeki vaziyeti.

Yok yok siz en iyisi türkce bir yemek sitesinden (daha iyisi blogundan) risotto pisirmenin püf
noktalari gibi bir bilgi yazisi okuyun. Cünkü tarifi zor, allaaam neden en zor seyi secmisimm!!

Neyse efenim, Diger tarafta sotelenmis sekilde bekleyen sebzeleri tavada pirincimizle karistiriyoruz ve 2 dk. kadar daha ceviriyoruz.


Sonracigima tuzunu karabiberini ekliyor, servis tabaklarina aliyor, biraz tereyagi, biraz parmesan ve kiyilmis taze feslegenle süsleyerek sicakk sicakk servis yapiyoruuz..

pufff! aman ne zor ismis!bütün cabam size yaban ellerden ilginc tarifler vermek idi ise deee
hoscakalin ben uyuyayim artik! :)