31 Ocak 2010 Pazar

Karlı günlerde kıyıya köşeye yemek bırakma işini ihmal etmedik. Ama ortalıkta da hiç hayvan görmedik. Çok endişelendirdi bu bizi tabi ama bugün dışarı çıktığımda (artık karlardan iz kalmadı) göremediğim 2 taneyi gördüm ve içim çok rahat etti. Geriye kaldı bir tane. Adam suratlı, tekir ve beyaz karışık... Umarım başına bir iş gelmemiştir.

Şunu biliyor muydunuz? http://www.vimeo.com/9022585
Ben ilk fırsatta malzemelerini toparlayıp yapacağım. Belki sizler de blog yazılarınızda bunu paylaşırsınız.

Bir keresinde balkona koyduğum ekmekler yüzünden meydan savaşı çıkıyordu az daha. Kargalar ve martılar arasında. Bazen bu iki çeşidin birbirine düşman olduğunu düşünüyorum. Her fırsatta birbirlerini yemek istiyorlar. Sanırım hinlik martılarda... Evet evet. Onlar daha saldırgan.

Öyle çok şey yapıyorum ki şu sıralar. Yaşıyorum mu demem lazım yoksa? :)

Karlı günlerin 3.sünde, geçtiğimiz hafta Pazartesi gecesi soğuktan (sonradan gazetelerde yazdığına göre 31 yıldır böyle bir soğuk olmamış) gider boruları tamamen donmuş. Çatıdan akıp gitmesi gereken sular gidemeyince, çareyi ilk buldukları çatlaktan bizim yatak odamıza doğru akmakta bulmuşlar. Hareketli bir gece ve ertesi gün geçirdik. Biz ve akan su düzeneğimiz... Sevdik birbirimizi, yaşıyoruz hep birlikte. Kuruyacak her taraf ve çatı ustası gelecek. Fiyat verecek, pazarlık yapılacak. Çatı tüm apartmanın ortak alanı olduğu için, para tüm daire sahiplerinden toplanacak ve ustaya 'gel yap' denilecek. Usta da gelip yapacak.
Elbet bir gün :)

Bugün hayatımda ilk defa ekmek yaptım. Hem de normal fırınımdaa!
Nedense sadece ekmek makinesinde ekmek yapılır gibi bir yanılsama içindeymişim, yazık!
Ve ekmek ne mucize birşeymiş; onca şey yaptım daha önce, ekmeği yaptığımki kadar büyük olmadı hiçbirinin gururu :)
Sonraa bir de üzümlü/cevizli kek yaptım. Akşam yemeğinde anneannemlerde olacaktık, oraya götürdüm paketleyip, güzel bir sürpriz oldu, herkes bayıldı! İçine yoğurt koyunca kekin de daha bi pufiş olduğunu öğrenmiş oldum. Her seferinde yeni bir şey öğreniyorum tabi ki.
Anneannemlerde mantı akşamı yaptık. Teyzeciğim bana özel soyalı yaptı mantımı.

Bugün karbonhidrat patlaması yaşadık. Çok fena!  Yarın dikkat etmek gerek. Denge!


Bu arada ziyaret saati gelmeden önce evden çıktım, yüncüye gittim yeni yünler aldım. Evdeki yastıklara örgüden yeni kılıflar yapıyorum.


Bu sene içimde üretmek üzerine yüksek bir enerji var. Hiç bir anımı  boşa geçirmek istemiyorum.  Elime aldığım her işte, bir sonrakini düşünmeye başlıyorum.

Pazar günümü bol bol kitap okuyarak geçirmek istiyorum inşallah! Ve de örmeye devam tabi.

Şu sıralar yaşamımda öğrenmeye çalıştığım şey, insanları 'gerçekten' oldukları gibi sevmek. Onları değiştirmeye çalışmamak. Neden öyle olduklarını sorgulamamak. Neden benim gibi düşünmediklerini, neden benim gibi yapmadıklarını, neden benim kadar .... olmadıklarını, neden .... olduklarını hiç ama hiç sorgulamamak. Yargılamamak... Bunu yapabilmek ne zormuş. Ama yapabilmenin kıyılarında bile gezinmeye başlayabilmek ne büyük hafiflikmiş...

Bakın Osho ne demiş:
Daima doğanla uyum içinde ol. Bazı ağaçlar yavaş, bazıları hızlı büyür; yavaş veya hızlı büyümenin özel bir tarafı yoktur. Bu iki ağacın ortak noktası ise kendi doğalarını takip ediyor oluşlarıdır. Etrafına bakıp kıyaslamaya başlamak ve fuzuli endişelere kapılmak yalnızca insana mahsustur.

6 yorum:

funda dedi ki...

iyi demiş osho demetcim. not ettim defterime :)

yaban dedi ki...

hemen şimdi paylaşıyorum demetciğim. Burada ihtiyaç olmaması güzel çünkü hiç sokakta yaşayan hayvan yok, sadece kuşlar. mm bir de tavşanlar ve kirpiler var ama onların kendi yuvaları var. Bir de Hollandalıların kargaları sevmediğini söyledi bana Frey. 2. dünya savaşında hep yollarda cesetler varmış ve cesetlerin başında kargalar.
o günleri hatırlattığı için herhalde. Aslında hayvanın yaptığı doğal bir şey. madde döngüsüne katkıda bulunuyor. Çürükçüller olmasaydı dünyamız çöplük olurdu.

evren dedi ki...

iyi ki yazdin Demet! neyi mi? hepsini, hepsini ;) bi kücük itiraz: kuslari ekmekle beslemek pek iyi degil diye de bir görüs var. dogalarina aykiri imis...

Demet dedi ki...

Fundacım not etmek iyidir, yazınca akılda kalır ;)

Yaban kargalarla ilgili kodlamaları ilginç, ve üzücü anlıyorum. Of canım kargalar ya çoğunlukla olumsuz hikayeler içindeler, kara kediler gibi şanssız :)

Evren, sağol! Çok özledim yazmayı da blog komşularımı da. Hala tam adapte olabilmiş değilim ama hızla yaklaşıyorum :))
Kuşlara buğday koyayım madem bundan sonra. Hoş garipler ne yapsın muhtemelen şehir hayatında ekmeği de tolere edebilecek bir evrim geçirmişlerdir ama biz sağlama alalım yine de hihihi:)

beste dedi ki...

merhaba; yaban'in referansi uzerine geldim, iyiki. Hayvan evlerini almanya'da mi yapacaksin? orda sokakta kedi varmi? Osho'nun sozu cok hos not almali gercekten:

Demet dedi ki...

Merhaba Beste
Ben artik Hamburg'da yasamiyorum, Istanbul'dayim- O yuzden bu pratik ve guzel cozume ihtiyaci olan cok hayvan var etrafimda :)
Sevgiler