17 Kasım 2008 Pazartesi


Hafta sonuna Bir 'Kayıp Balık Nemo' bir 'Jurassic Park II' ve 4-5 bölüm de 'Heroes' sığdırdık.
Kayıp Balık Nemo'dan en sevdiğim cümleler: 'Yüzmeye devaaam et, yüzmeye devaam eet!'dir

2 makine dolusu çamaşır yıkadık (renkliler ve beyazlar olmak üzere).

Geçen seferki İstanbul ziyaretimizden anneannemin verdiği bir torba dolusu cevizle dönmüştük.
Cancağızım kabuklarını kırıp içlerini kavanozlamakla uğraşırken ben de yıkanan ve kuruyan çamaşırları ütüledim bu arada da süper yeteneklerin yarıştığı bir yarışma programını izledik . Jüri üyelerinden biri Dieter Bohlen-hani şu Modern Talking'den sarışın olan :)

Dışarıya sadece cumartesi günü alışveriş için çıktık, biraz dolaşıp (bizim mıntıkada) eve döndük ve akşam da eşimin iş yerinden bir arkadaşının davet ettiği bir fasıl gecesine katıldık.
Bir türk müzik okulunun lokalinde gercekleşen bu fasıl akşamı aman bize ne iyi geldi anlatamam, özlemişim/z :)))
Ama çok komikti, kocaman bir alan, masalar, insanlar... Masalarda, fasıl gecelerinden alışık olunan rakı değil büyük kulplu cam bardaklarda çay içiliyor, bir yandan da musiki dinlenip alkış tutuluyor.. .

Coşştum yinne daaal-gaa-la-nı-yo-rumm be-he-he-he-hennn!

Kendime ve mekana dışardan baktım da tam komediydi. Çalanlar kötü çalıyor, söyleyenler feci söylüyor (çok iyi olmasını zaten beklememek gerek, çünkü hepsi ögrenciydi), ama nedense kulağıma çok güzel geliyordu ve keyif alıyordum.
Aklıma Hamburg'a ilk gelişimde (daha mehmet efendi kahvelerinin nerelerde satıldığını keşfetmezden önce) bulup aldığım o ne olduğu belli olmayan marka türk kahvesini tadı iğrenç olmasına rağmen damağımı şaklata şaklata oh oh diye diye içişim geldi. O gece de orada çook iyi vakit geçiriyordum.
Hatta ağlayasım geldi bazı yerlerde. Ben Hamburg'da bir mekanda ne dinliyorum diye düşününce... Özleyince böyle oluyor iste hehehe :))

Hem dinledik hem söyledik hem de ilk İstanbul'a gidişimizde eşle dostla bir Nevizade programı yapmanın hayallerini kurduk.



Güzeldi yahu! :)

5 yorum:

yaban dedi ki...

oradaki unutkan balık var ya, işte o benim..

o çizgifilmi izleyen tanıdıklarım da beni hep o mavi balık hafızalı balıkla özdeşleştirmişti.

biz de wall-e izledik. ŞİDDETLE TAVSİYE !!! :))

Demet dedi ki...

O zaman sana Dorry de diyebiliriz Yabancim? Öyle tatli ve iyi kalpli bir baligin biraz unutkan olma hakki da olmali ama degil mi hihih :)
Bu arada baktim senin tavsiyen wall-e de Nemo'yu yazan ve yöneten kisiden cikmaymis, en kisa zamanda, mutlaka izleriz, tesekkürler! :)

Haydins dedi ki...

Ben de cok severim cizgi filmleri izlemeyi..
Esprileri filan guzel oluyor.

Gurbet diyorlar buna galiba..Tadini sevmesende ozledigin icin sapurt supurt yaparak turk kahvesi icmek, cok begenmesende ve ortam uygun olmasa bile fasildan kafa guzel cikabilmek..Tuhaf bir sey su ozlem..

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

Özlemek işte tam da bu nedenle iyidir..İnsan kaptırıveriyor herşeye alışkanlık halini alıyor yaşamı ..halbuki bakmak değil görmek gerek çoğu zaman..mutlulukla geçin günleriniz hep.

Demet dedi ki...

Özlemek kiymetini bilmemize de yardimci oluyor evet. Ve kendine dair/kendine ait hissettigi seylere daha bir sIkI sariliyor insan :)