26 Ekim 2008 Pazar


Hamburg'da yazdan kalma son günler... Montsuz, atkısız, beresiz çıkılmıyor elbet ama güneşin varlığı insanın içini ısıtmaya yetiyor. Çimenler hala yemyeşil ama üzerlerinde sarı yapraklardan bir örtüyle...




Bilmiyorum herkes benim hissettiğim gibi hissediyor mudur ama şu aşağıdaki fotoğrafta olan görüntü benim için başlı başına bir mutlu olma sebebi...
Kafanı kaldır masmavi gökyüzüne; o mavi fonda kıpraşan altın sarısı ve kıpkırmızı yapraklara bak, derin bir nefes al, ve mutlu ol... O an sadece şükret bu güzellikleri görebildiğin ve o derin nefesi alabildiğin için...



Kuğular koskocaman oldular. Aşağıdaki dişilerden biri. Güneşin ve annesinin babasının kuyruğuna takılmadan gezmenin tadını nasıl da çıkarıyor baksanıza...



Paul Auster'ın Karanlıktaki Adam'ı, sakız oldu elimde her romanı gibi. Yok, ben sahiden normal değilim. Roman bitmesin diye kendime yaptığım şu eziyete bakın.
Ayrıca elimin altında olmalarına rağmen halen okumadığım birkaç romanı var.
Korkuyorum ya ben hepsini bitirirsem ve onun yeni romanını yazıp bastırmasını beklersem diye... Kenarda duran okunmamış 2-3 roman benim güvencem. Ruh hastası mıyım neyim :)))
Tamam söz, 2 güne kadar bitirip sonra B5'in verdiği Istanbul'a başlayacağım :)

Tamam tamam sustum :)




Dandik (profesyonel olmayan demek istedim kocacığım vallahi bak :p) minicik makinayla ne harika bir fotoğraf çektim bakar mısınız? Kış güneşinin iyiliği mi desek ne desek :)))

Ekim ayının son haftasına giriyoruz. Bu cinnet durumu geçsin artık, güzel günler gelsin, özgür günler, yasaksız günler...
Bakın Sacred Geometry of Cinnet oldu bloğun adı. Tepe görseli de ismiyle müsemma. Bakmayın çiçek böcek fotoğrafları koyduğuma. Ya da bakın bakın...
En kötüsü umudu kaybetmektir...
:)

8 yorum:

ayçobanı dedi ki...

Sana bol sans diliyorum "Istanbul"la ;)

Gunes buraya bugün ugramadı.

Tez vakitte sayfanın adının değişeceği günler geleeee!!

yaban dedi ki...

"tamam tamam sustum" istek parçası mı oldu yasakçıların.. :)

B5 dedi ki...

Aycobani :) Sana bahsettiklerimin aynisini Demet'e biraz anlatmistim. Etkilemek istemedim ama fazla :))
Demetcim, bulusalim bu hafta..

Demet dedi ki...

Ayca tesekkürler, hahaha bu kitaba dair B5'inkilere yakin izlenimin varmis gibi bir his aldim ama dur bakalim :)))
Ama ben bu konularda biraz sapigim galiba, sevdigim yazar ne yapsa severim ben. hihihi! :)

Yaban, yasakcilara degil de, kendime oldu, cünkü ciddi ciddi cinnet ruh halindeyim, sürekli konusasim var bidir bidir, ve de yazasim... Tabi isin ucunda onlar var yok degil, ben neden böyle oldum di mi ama? :)))

B5 bulusalimm bulusalimm sana mail attim, sen bana kelek attin hahahah, saka saka bu Nil Karaibrahimgil'in bi sarkisi. Dur onu da koyayim bloga.
Ben sana kek yaptim, sen bana kelek attin :)))
Frankfurt maceralarini dinlemek icin sabirsizlaniyorumm!

evren dedi ki...

Demet bu yıl ayrı düşüp özlediğim sonbaharı göndermişsin, son fotoğraftaki kırmızılara kadar...
teşekkür ederim :))

Demet dedi ki...

O zaman ne mutlu bana Evrencim :)

funda dedi ki...

kuğucaklara bayıldım, çok büyümüşler görmeyeli. sonbaharın renkleri dene de bayıldım. hepsine bayıldım işte..

Gonca dedi ki...

Katılıyorum sana o güzelliklere bakıp sadece derin nefes almak bir başka.Karanlıktaki adamı almışsın:)sakız olsun boşver sen tadını çıkar yeter.bazen ben de yapıyorum aynısını,ilk aldığımda bitirmemek için uğraşıyorum sonra da dayanamayıp bir kere de bitiriyorum.yani benimkisi de bir başka türlü:)