5 Ağustos 2008 Salı

by Pino

Bu günlerde yazı yazmaya korkuyorum biraz, bari bunu yazayım.
Sanki klavyeyi elime geçirince fazlasıyla kişisel bir şekilde dökülüverecekmişim gibi geliyor ve bunu da istemiyorum.

Blog yazmaya başladığım ilk günlerde 'blog yazmak' durumunu gözden geçirmiştim. Başlarda bu işi modern zamanların günlüğü gibi tanımladığımı itiraf etmem gerek. Ama öyle olmadığını anlamam çok sürmedi tabi.
Bir kere herkesin okuduğu şeye günlük denmez bu bir. Sonra günlüğe insanın belki de sadece kendisinin bildiği/bileceği 'sır'lar dökülür bu da iki.
Ben bu blogda bunları yapmıyorum bu da üç.

Çok genel sızlanmalarımdan bahsediyorum ve orada burada neler yaptığımdan. Dikkatimi çekenlerden, öğrendiklerimden, sevdiklerimden, sevmediklerimden.
Benim hep baş ucumda duran bir defterim ve kalemim vardır. Başucum çoğunlukla bilgisayar masasının yanıdır :)
Bu defterin biri bittiğinde yerine hemen yenisi gelir.

İnternette okuduklarım, araştırdıklarım, yemek tarifi, okuduğum kitaplardan altını çizdiğim yerler, şarkı sözleri, dergilerden kestiğim dekorasyon ve süsleme fikirleri, daha iyi yaşam önerileri, vs... neredeyse yaptığım ya da unutmak istemediğim her şeyi, sayfa ayırmaksızın yazdığım bir defter.
Bu bloğa da hemen hemen aynı muameleyi yapıyorum ben anladım.



Bu günler ilginç günler benim için... Bolca hayal, bolca plan, bolca gülümseme



8 yorum:

funda dedi ki...

Öyle güzel bir kalemin var ki yazmaya devam etmelisin bence. Hem sen yazmasan kuğucakların büyüdüğüne nasıl tanıklık edicez biz, sonra eşinin söylediği o şarkı nasıl dilimize takılıcak.bence bi insanı yalın olarak tanımanın en güzel yolu yazı. ben seni tanıdığım için çok mutluyum mesela hiç karşılaşamıycak olsak bile :)tabi senin tercihin önemli olan ama ben de kendi tercihimi sunmuş olayım dedim :)

B5 dedi ki...

Basucu defteri :) Adi bu mu? Peki. Ona ad vermek yillardir aklima gelmemisti. Benimki aylardir dolamiyor:(. En son unutmayayim diye koreografilari uydurukca cizip not almisim. Birkac da eskiz. Cok fakir, cok. Senin dedigin gibi yazabilsem belki biraz daha bolca hayat olur.

Seni dinleyecegim. Kestiklerimi bulmaliyim...

Sanem'in Penceresi dedi ki...

Blogları "günce" tutmak için değil, paylaşmak amacıyla yazıyoruz bence. Evde günce tutsak, bizden başka kimsenin okumasını istemeyiz. Bloğa yazabildiğimize göre okunsa da hoş, okunmasa da.. :))

Sen paylaşımlarını esirgeme bizden. Böylesi çok güzel.

nilly dedi ki...

bende buraya yazmaya basladigimdan beri defterime ciziktirmeyi unuttum. Bazen icimden atmak istedigim ama bir turlu kimseye soyleyemeyecegim seyler soylemek istiyorum. Bunlari deftere yazamiyorum cunku oda okun(able) :)
O yuzden gizli ve sifreli birbaska blog acmayi dusunuyorum. Uzun suredir dusunup yapmadigim birsey.

Gerci elime bulasmis murekkep izi ve sayfalarca yazi yazmaktan ezilmis bir parmak gibisi yok...

wegwarte dedi ki...

Ben benimkine ajanda demekle yetiniyorum. Çünkü bir ajandanın günü geçmiş sayfalarını kullanıyorum dediğin şeyleri not etmek için. Gelecek planlaması ve geçmiş kayıtnamesi aynı defterde...Ama evet hep başucumdadır ve yola çıkarken de bavulumda...Bloglara Türkçe günlük deyip geçsek de onlar aslında kaptanın seyir defteri. Daha çok gemiyi nasıl götürdüğümüze dair şeyleri yazdığımız...

Demet dedi ki...

funda, tesekkürler, yazacagim tabi ki birakmaya niyetim yok zaten :)Bu arada kugular daha da büyüdü bugün yarin yeni fotolar gelecek. Havalarin biraz acmasini bekliyorum :)

b5, evet basucu defteri. Su aralar bolca zamanim oldugu icin icini doldurmam güc olmuyor :)

sanem, dogru diyorsun, amac paylasmak ya da kalici olmasini saglamak. defterler kaybolabilir ama internete bir sey olmaz degil mi? :)

nilly'm,o konuda ayni derde sahipmisiz bak, sifreli ve gizli bir blog fikri ilginc gercekten, neden olmasin ;)

evren, kaptanin seyir defteri yakistirmasini cok sevdim, cogumuzun yaptigi da bu gercekten.

Sanem'in Penceresi dedi ki...

Ben internete birşey olmaz demedim ki. :)) Şifrelenen bir bloğun bile şifresini çözmek mümkün. Ne kadar güvenilebilir?

Günce için defter en ideal kayıt yeri bence. Elinin altında olması ve istediğin an ulaşabilme avantajı var. Ben blogtaki tüm özetlerin bir kaydını daha tutuyorum mesela terslik olamsı durumuna karşı. O zaman sadece deftere yaz, neden blogda yazıyorsun dersen, okumayı seven insanlarla paylaşmak çok hoşuma gidiyor. Şifreli bloğuma gelince, hiçbir zaman çok özele inmem. Sevgiler...

Demet dedi ki...

Sanem internete bisey olmaz diye sen dedin demedim ki zaten, ben dedim :)
Ve sifreli bloglari da kasdetmemistim. Genel anlamda 'bir sey olmaz' dedim. Defterler yanabilir, üstüne su dökülebilir, tasinirken kaybolabilir vs... Bu anlamda internet ortamindaki yazilara bir sey olmaz dedim. En azindan olma olasiligi cok daha düsük :)))

Ben ayrica bir de sifreli blog acip yazmayi hic düsünmüyorum, sadece Nilly icin süper fikir oldugunu düsündüm. Bana birazcik fazla gelir bu :)